Türkiye'nin en sağlıklı sitesi Tedavix'in Katkılarıyla

Sağlık Sektörü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sağlık Sektörü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Ocak 2010 Çarşamba 0 yorum

Bilim ve Mühendislik (SCIENCE and ENGINEERING) Geleceğin Meslekleri

Uzay Rehberi (Space Tour Guide)

Konu ‘Uzay Seyehatine’ geldiği zaman, hepimiz için düşünülebilecek şeylerin sayısı sınırsız. Birçoğumuza hâlâ imkansız gelen turistik uzay seyehatleri, çoktan hayata geçirildi bile...
Bağımsız ve özel taşımacılık şirketi Virgin Galactic, uzaya turist göndermeye şimdiden hazır. Şirket 300 kişilik kontenjanı olan ilk uzay seyehatini gerçekleştirdikten sonra, yenileri için internet sitesi üzerinden gönüllü aramaya başladı.

Şirketin sahibi Richard Branson, Amerikalı uzay araçları mühendisi Burt Rutan ve Virgin Galactic yetkililerinin tanıtımını yaptığı ilk özel uzay aracı SpaceShipTwo;  2 pilot ve 6 yolcu taşıma kapasitesine sahip. Uzay uçuşunun bir yolcuya maliyeti ilk seferlerde 200 bin dolar. (Daha sonra bu ücretin kademeli olarak azalması bekleniyor.) Virgin Galactic’in 380.000feet’e çıkması beklenen seyehat mekiğini atmosfer dışına  “Eve” adı verilen 42 metrelik bir roket taşıyacak. 

Virgin Galactic’in uzay seyahatlerini satması için anlaştığı Portland’daki Hurley Travel Experts firması, bu deneyimi yaşamak isteyen yaklaşık 300 kişinin 40 milyon dolarlık ön ödeme yaptığını açıkladı.

Robot Teknisyeni (Robotics Technician)

Seri üretim, cerrahi operasyon gibi milimetrik hassasiyet gerektiren işler için vazgeçilmez bir yardımcı olan robotların, iş hayatında ve toplumdaki yeri giderek büyüyor. Bu robotların bakımı, çalıştırılması, problemlerinin halledilmesi ve operasyonlarının yönetilmesi için yetenekli ve donanımlı çalışanlara ihtiyaç var. Klasik mekanik ve son teknolojinin bir birleşimi olan ‘Robotics’ dünyası için ekonominin hiç durmadan dönen çarkları gelecekte ‘Robot Teknisyenleri’ için de dönmeye devam edecek. 

Nanoteknolojist (Nanotechnologist)

Bilimin sınırları her geçen gün genişlliyor;  atmosferin dışında katedilen mesafeler, önemli robotik ve mimari tasarımlar derken aynı zamanda giderek ‘küçülen’ tasarım trendlerini de göz ardı edemeyiz.

Nanoteknoloji; moleküler boyutlarda çalışan ve nanometre ile ölçülebilecek yapılar oluşturarak birbirinden ayrılmış atomları moleküler düzeyde manipüle eden bir bilim dalı. Nanoteknoloji kelimesini ilk defa kullanan kişi Tokyo Bilim Üniversitesi'nden Norio Taniguchi olmuş; 1974'de yayınlanan bir makalede Taniguchi'nin Nanoteknoloji için yaptığı tanım şöyle: "'Nano-teknoloji' genel olarak malzemelerin atom, atom-molekül ya da moleküler olarak işlenmesi, ayrılması, birleştirilmesi ve bozulmasıdır.

Daha önce teknik olarak imkansız olduğu düşünülen şeylerin, ilerleyen teknoloji sayesinde bir bir aşılması Nanoteknoloji’yi giderek büyüyen genç bir bilim dalı sınıfına sokuyor. Enerji üretimi, tıp ve elektronik branşlarında heyecan verici gelişmelere neden olması beklenen Nanoteknoloji, geleceğin en önemli meslek dallarından biri olacak. 

Türkiye’de de şimdiden nanoteknolojiyi üretir hale gelebilmek için uygun adımlar atmaya başlamış durumda. Tübitak'ın 2023 Vizyon Programı'nda nanoteknoloji yer almış ve yol haritası oluşturulmuş.

Bu alandaki en önemli gelişme Bilkent Üniversitesi'nde Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi'nin (UNAM) kurulmasıdır. Bu merkezin amacı Türkiye'de nanoteknolojinin araştırma merkezi olmaktır. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından 28 milyon YTL yatırım yapılan merkez son derece modern aletlerle donatılmıştır. Türkiye'nin her yerinden araştırmacılar UNAM'ın bu imkanlanlarından yararlanabilmektedir. Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, TÜBİTAK MAM gibi merkezler de nanoteknoloji araştırması yapılan yerlerdendir. 

Ülkemizde nanoteknoloji ile ilgili etkinlikler de yapılmaktadır. Bunlardan bazıları 4 yıldan beri yapılan NANO TR konferansları, 22-23 Aralık 2008 tarihleri arasında Sabancı Center'daki "Nanoteknoloji Pazarı"dır. Şu anda Türkiye'de yeni kurulan 13 tane nanoteknoloji şirketi vardır. Büyük şirketlerin de nanoteknolojik ürünleri piyasaya sürülmüştür.

Nanoteknoloji yavaş yavaş hayatımıza giriyor. Günümüzde nanoteknolojinin 2. devresinin sonlarındayız. 2010 yılı itibari ile 3. nesil, 2020 yılı itibari ile de 4. nesil nanoteknolojik ürünlerin çıkması bekleniyor. ABD'de de bulunan Project On Emerging Nanotechnologies adlı kurumun internette yayınladığı listede Ocak 2009 itibari ile 803 nanoteknolojik ürün bulunuyor. Listede sağlık, tekstil, elektronik, otomotiv, gıda ürünlerinden örnekler var. Ürünlerin listesine http://www.nanotechproject.org/inventories/consumer/browse/products/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Simülasyon Mühendisi (Simulation Engineer)

3D teknolojisi her geçen gün gelişmeye devam ediyor. Bu teknolojiyi kullanan filmler çoktan rahatsız edici anaglif tekniğini geride bıraktılar bile... Örneğin dünyanın en çok gişe yapan filmi olarak tarihe geçen James Cameron’ın Avatar’ı gerek çekim, gerekse canlandırma alanında teknik olarak çığır açtı.

Yaşanan son gelişmelerin ışığında bir değerlendirme yapacak olursak holografik ve diğer simülasyon bazlı grafiklerin hayatımızdaki yerini almasına çok da zaman kalmadığını söyleyebiliriz. MSNBC’de yayınlanan bir haberde UCSD’s Jacobs School of Engineering’in dekanı Frieder Seible’ın şu sözlerine yer verilmiş:

“Simulasyon bugüne kadar varlığını sürdüren tüm mühendisliklerin ve tüm endüstrilerin içinde yer alacak.”

Devasa hologram grafiklerinin, interaktif ve yönlendirilebilir simülasyon verilerinin, fizik yasalarından yararlanan bilgisayar teknolojilerinin devri çoktan başladı. Gelecek 20 yıl içersinde simülasyonların günlük hayatın her alanına yayılacağını düşünüyoruz. 3D teknolojilerine hakim olan mühendisler, geleceğin aranan kişileri arasında olacak.

Enerji Kaynakları Mühendisi (Energy Resources Engineer)

Dünya üzerindeki enerji kaynakları, klasik ve alternatif kaynaklar olmak üzere ikiye ayrılabilir. Günümüzde yaygın olarak kullanılan enerji kaynakları elektrik, petrol ve doğalgaz olarak sıralansa da yaşanan çevresel gelişmelerin bunun uzun sürmeyeceğini söylediğinden hepiniz haberdar olmuşsunuzdur.

Bu nedenle klasik enerji kaynaklarına alternatif olarak sunulan güneş, rüzgar, hidrojen, hidroelektrik ve jeotermal enerji kaynakları konusunda uzmanlaşmak hem kariyerimiz hem de gezegenimizin geleceği açısından iyi bir fikir...  Doğada sürekli var olan faktörlere dayalı olan bu kaynakların en önemli özelliği yenilenebilir olmaları ve doğaya zarar vermemeleridir.

Bir ‘Enerji Kaynakları Mühendisi’ ne yapabilir? Daha etkin rüzgar türbinleri tasarlayabilir, daha gelişmiş solar paneller inşa edebilir, daha güvenli atomik füzyonlar gerçekleştirebilmek için çalışabilir ya da enerji alanındaki bir sonraki büyük buluşu gerçekleştirebilir. Bir Erke Dönergeci hikayesine dönmediği sürece neden olmasın?

Uzay ve Havacılık Mühendisi (Aerospace Engineer)

MIR’i bilmeyen yoktur. Mir (Rusça: Мир, dünya veya barış) oldukça başarılı bir Sovyet uzay istasyonuydu. İlk modülü 19 Şubat 1986'da uzaya gönderildi. İnsan ırkının içinde uzun süre ve düzenli olarak yaşamayı başarabildiği ilk uzay araştırma istasyonu olan MIR; yapılan uluslararası işbirliği sayesinde çeşitli milletlerden uzayadamlarının kullanımına açıldı. 1986 ile 1996 yılları arasında gönderilen pek çok modül ile başarılı bir şekilde yörüngede kalmayı başaran MIR, 23 Mart 2001 tarihinde görevine son verilerek atmosfere sokuldu ve yanarak yok olması sağlandı. 28 uzun süreli mürettebatı ile 4.594 gün görevde kalan MIR, bugün birçok bilimadamı ve araştırmacıya ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

MIR mühendislerinin öncelikli amacı uzayda geniş ve yaşanabilir bir bilimsel laboratuvar ortamı sağlamaktı. Amerika Birleşik Devletleri, MIR projesine karşılık olarak Space Station Freedom istasyonunu yapmayı planlamış, ancak bu proje Sovyetler Birliği'nin yıkılmasının ardından uluslararası işbirliği yolu açılması üzerine durdurulmuştu. O günden bu yana, uluslararası kamuoyunun  kullanımına açılacak ve insan ırkını uzayda bir adım daha ileriye taşıyacak çeşitli çalışmalar yapılmaya devam ediyor.

 Uzay ve Havacılık mühendislerinin temel görevi; insan ırkına uzayda güvenli, ekonomik ve uzun süreli bir yaşam ortamı sağlamak ve tarihe 2.bir ‘Challenger Uzay Mekiği Faciası’ yaşatmamak olarak özetlenebilir. 

Challenger Uzay Mekiği; NASA'nın Columbia Uzay Mekiği'nin ardından kullanmaya başladığı ikinci uzay mekiğiydi. İlk uçuşunu 4 Nisan 1983'de yapmış ve 28 Ocak 1986'da gerçekleşen 10.cu uçuşunda kalkıştan 73 saniye sonra infilak ederek 6 profesyonel astronot ve bir öğretmenden oluşan yedi kişilik mürettabatın ölümüne neden olmuştu.

Kazadan bir gece önce NASA görevlileri kazaya sebep olan parçanın üreticileriyle birlikte saatlerce tartışmış ve sonuçta riski göze almaya karar vermiştir. Bunun ortaya çıkmasının ardından tüm uzay programları hem yönetim hem de hükümet tarafından tamamen değiştirilmiştir. Challenger faciası kamuoyu desteğinin büyük oranda kaybedilmesine ve NASA’ya ayrılan bütçenin kısılmasına sebep olmuş, bu sebeple de uzay çalışmalarını büyük oranda yavaşlamıştır.

Bitkisel Biyorafineri Şefi (Biorefinery Plant Manager)

Petrokimya sayesinde hayatımıza giren karbon duvardaki boyadan tutun da duş perdesine tuvalet, klavye, yazıcı, telefon gibi teknolojik aletlerden, diyabet, yüksek tansiyon, depresyon gibi hastalıkları kontrol etmede kullanılan farmasötik bileşimlere, mürekkep, plastik, yapıştırıcı ya da parfüm gibi birçok gündelik eşya ve maddenin üretilmesine olanak sağlıyor.

Ayrıca petrolün neredeyse yüzde 90'ı benzin olarak kullanılıyor. Dünyanın enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 70'ini karşılayan fosil kökenli yakıtların (petrol, doğalgaz, kömür) önümüzdeki 50 yıl içerisinde tükeneceği tahmin ediliyor. Küresel ısınma gerçeği ile birlikte artık birçok ülke karbondioksiti azaltacak alternatif enerji kaynakları arıyor. Bazı ülkelerde şimdiden doğanın sunduklarından yakıt elde eden 'biyorafineri' yöntemi kullanılmaya başlandı.

Mühendisler işe benzinle başladı; fakat biyorafineri petrolün diğer kullanım alanlarında da giderek yaygınlaşıyor. Çin, Hindistan ve Brezilya'da hayvan atıklarından elde edilen metan gazı aydınlatma, pişirme ve elektrik üretiminde kullanılıyor. Brezilya'da modern biyokütle birincil enerji ihtiyacının yüzde 20'sini karşılıyor ve taşıt yakıtı olarak kullanılıyor. Biyokütlenin yakıt olarak kullanılmasına genel olarak Biyodizel deniyor.

Biyodizel kolza, ayçiçeği, soya, aspir gibi yağlı tohum bitkilerinden ya da hayvansal yağlardan elde ediliyor. Bu yağlar bir katalizör eşliğinde kısa zincirli alkolle (metanol ya da etanol) reaksiyona giriyor ve elde edilen ürün yakıt olarak kullanılıyor. Evsel kızartma yağları ve hayvansal yağlar da biyodizel olarak kullanılabilir. Biyoyakıtların içerisindeki karbon, bitkilerin havadaki karbondioksiti parçalamasıyla elde edildiğinden atmosferde net bir karbondioksit artışına sebep olmuyor. Kükürt içermiyor, sudaki canlılara herhangi bir toksit etkisi yapmıyor. Buna karşılık 1 litre ham petrol, 1 milyon litre içme suyunun kirlenmesine neden olabiliyor. 

Diğer taraftan bu iş için çok büyük miktarda bitkisel yağın, yakıt üretimine yöneltilmesi gerekiyor. Fiyatı, yetişme kolaylığı ve hızı bakımından bu işe en uygun bitki kolza. Ama tüm fosil yakıtların yerini alabilmesi için çok büyük alan gerek. Sadece Almanya'nın yakıt ihtiyacını karşılamak için bütün Avrupa'nın baştan başa kolza tarlalarıyla doldurulması gerektiği hesaplanmış.

İşte bu şartlar altında, geleceğin temiz / ekonomik enerji ihtiyacını karşılamak üzere yeni çözümler üretecek ve bu çözümleri kısa vadede uygulayabilecek kişilere ihtiyaç duyuyoruz. Bitkisel Biyorafineri merkezlerini yöneten Bitkisel Biyorafineri Şefleri geleceğin en önemli paydaşlarından biri olacak.

Laboratuar Teknisyeni / Laborant (Laboratory Technician)

Bir mesleğin en önemli tamamlayıcısı olan yardımcı teknisyenler, toplum tarafından yeterince takdir edilmese de gelecek tüm imkanları ile onları bekliyor. Sağlık kurumları bünyesindeki çeşitli laboratuarlarda hastanın durumu ile ilgili hekimin gerekli gördüğü tıbbi analizleri yapan teknik personel olmasa, doktorun yorumlayacağı tıbbi bir veri de olmazdı. Dolayısı ile işlerin yürümesi için oldukça önemli aşamalardan birini yöneten, yönlendiren Laboratuar Teknisyeni / Laborant’lar  gelecekte de en çok ihtiyaç duyulan mesleklerden birine sahip olmaya devam edecek.

Ulaştırma Mühendisi (Transportation Engineer)

Ulaşım ve trafik bir büyük şehrin en büyük sıkıntısı. Trafikte harcanan saatleri, atmosfere salınan karbonmonoksit miktarını, yok yere tüketilen petrolü ve onca stres - sıkıntıyı milyonlarca insanla çarpın. Sonuç yüzleşmek istemeyeceğimiz kadar korkunç değil mi? İyi yetişmiş bir ulaştırma mühendisi, bu sonuca pozitif etki yapabilecek en önemli kişilerden biri... Siyasal amaçlar, çıkar kavgaları ve temelsiz yapılaşma nedeniyle can çekişen büyük şehirler her geçen gün ‘yaşanamayacak’ hale geliyor. Gelecekte insanların YETER! dediği o yerde, yardımına ihtiyaç duyulacak bir numaralı isim de ulaştırma mühendisi olacak.

Ziraat Mühendisi (Seed Production Technician)

Organik tarımın hayatımıza girmesiyle bir zamanların en dertli meslek grubu olan Ziraat Mühendisliği yeniden gözde oldu. Ziraat Mühendisleri yapabildikleri onlarca işin yanında (!) gıda işletmelerin hemen hemen hepsinde sorumlu teknik müdür olarak faliyet verebilmekteler. Türkiye’den bahsetmemiz gerekirse özellikle yabancı dili olan ve Ziraat Mühendisleri Odası’na üye olanlar oldukça rahat iş buluyorlar.

En son Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, bakanlık olarak 2011 yılına kadar 7 bin 500 Ziraat Mühendisi’nin işe alınarak köylerde görevlendirileceğini açıkladı.

Gelecek 20 yıla baktığımızda tarım ve ziraat; Türkiye gibi bir ülke için asla gözden çıkarılamayacak ekonomik bir kaynak. Bunun dışında sağlıklı nesillerin yetişmesi için üretilen besinlerin kalitesi ve çeşitliliği de Ziraat Mühendislerinin çalışmaları ile şekilleniyor. Tarımsal üretim yapan köy ve taşraları bilinçlendirerek ülkenin hem sosyo-kültürel çeşitliliğine, hem tarım ekonomisine hem de ekolojik kültürüne sahip çıkacak olan Ziraat Mühendisleri geleceğin anahtarını elinde tutuyor.

Teknik Yazar (Technical Writer)

Devrim üstüne devrim yaşanan teknolojinin son kullanıcı ile buluştuğu noktada hizmetine en çok ihtiyaç duyulan kişiler teknik yazarlardır. Teknoloji ne kadar ilerlemiş olursa olsun, nasıl kullanıldığını ayrıntıları ile anlatan bir makineyi henüz icad edemedik. Her aşamada ve çeşitli teknik seviyelerde mutlaka bir ‘Kullanım Kılavuzu’na ihtiyaç duyuyoruz. İşte bu kılavuzları yazan, düzenleyen, geliştiren ve güncellemesini yapan kişilere “Teknik Yazar” deniyor. Piyasaya sunacakları ürünler için Kullanım Kılavuzu yazdırmak isteyen binlerce şirketten biri ile önümüzdeki 20 yıl içinde de mutlaka karşılaşacaksınız.

Mucid (Inventor)

Sürekli gelişen bir teknolojinin en büyük faydası, teknoloji kavramının hiçbir zaman eskimemesi. Bundan onlarca yıl önce üretilmiş bir taslağın üzerine, son teknolojinin sunduğu üretim imkanlarını kullanarak yepyeni bir şey icad edebilirsiniz. İlgi alanınız ne olursa olsun; ister kimya, ister mühendislik aşmanız gereken üç temel aşama var: hipotez, geliştirme ve üretim. Eğer bu aşamaların sonucunda projenizi teoriden pratiğe çevirebilecek kadar azimli, bilgili ve kararlıysanız size kapılarını açmış bekleyen yüzlerce kurum / şirket var.

Çocuklar için oyuncak üretiminden, büyükler için silah üretimine (!), havacılıktan, taşımacılığa aklınıza gelebilecek her türlü endüstride mucitlere büyük değer veriliyor. Üstelik ille bir kurumun boyunduruğu altına girmek zorunda değilsiniz. İcadınızın patentini aldıktan sonra devlet, dernek ve yardım kuruluşlarından bağış, hibe ya da destek alarak kendi projenizi de gerçekleştirebilirsiniz.

Geçtiğimiz 20 yılda olduğu gibi gelecek 20 yıl da girişimcilerin ve mucitlerin yılı olacak. Hayal etmekten ve çalışmaktan asla vazgeçmeyin.

Kaynaklar:

Atlas Ağustos 2007, Sayı 173
Wikipedia
MSNBC
26 Ocak 2010 Salı 0 yorum

Sağlık Sektöründe Geleceğin İlk 10 Mesleği


Şu anda hangi mesleklerin nerede olduğunu, ne kadar revaçta olduğunu ya da ne kadar gözden düştüklerini biliyoruz.



 
Peki bundan 20 yıl sonra ne olacak? Bazı meslekler –iş tanımlarında değişiklikler olsa dahi- hâlâ ihtiyaç duyulanlar listesinde kalacak, kimileri tamamen gözden düşecek, şu anda aklımıza bile gelmeyen bazıları ise en çok aranan meslek gruplarını oluşturacak. Gelecek bugün olduğunda, o ‘bugüne’ hazır olacak mısınız?

İşte tıp alanında geleceğin 10 gözde mesleği:

Tıbbi / Cerrahi Robot Tasarımcısı (Medical Roboticist)

Henüz Türkçe’ye çevrilmiş kesin bir karşığı yok fakat ‘roboticist’ şu demek: Robot tasarımı ve programlaması yapan, konsept aşamasından itibaren planlayarak oluşturduğu robot ile çeşitli deneyler gerçekleştirerek, tasarladığı robotu pratikte kullanıma sokabilen kişi.

Günümüzde teknolojinin katettiği aşama sayesinde, özellikle tıp alanında robotlar ve cerrahi operasyonlar hususunda heyecan verici gelişmeler yaşanıyor. ‘Robotics’ dünyasının aranan adamları henüz milyon dolarlık kişiler olmasa da bu durumdan çok da uzak oldukları söylenemez. Harici iskelet sistemlerinden tutun da prostetik yapay organlara kadar, tıp / teknoloji alanında hizmetine ihtiyaç duyulacak tüm bireysel girişimciler gelecekte çok daha kıymete binecek. Kapsamlı bir araştırmaya göre geleceğin en gözde mesleği ‘Tıbbi / Cerrahi Robot Tasarımcısı (Medical Roboticist)’ olarak belirlenmiş.

Genetik Danışman (Genetic Counselor)

Genetik alanındaki araştırmalar, tüm kötü mutasyonları devre dışı bırakmaya yaklaşacak kadar hızla ilerlerken, genler üzerindek işaretler ve bunların neden olduğu sonuçlar konusunda uzman olan kişilere duyulan ihtiyaç da hızla artıyor. Şu anda çoğu insnaa ‘ütopik’ gibi görünse de genetik danışmanlık hali hazırda uygulamada olan ve oldukça talep gören bir meslek...

Aileler, doğacak çocuklarının geleceğini ve yaşam kalitesini henüz doğmadan önce mümkün olduğunca belirleyebilmek için genetik danışmanlarının hizmetine ishityaç duyuyor ve bunu sağlamaya çalışıyorlar.

MSNBC’nin haberine göre şu anda ABGC (the American Board of Genetic Counseling) tarafından tanınan ve resmi olarak kabul gören 2000 genetik danışman var.

Bu alandaki gelişmeler ilerledikçe genetik danışmanlara duyulan ihtiyaç ve verebilecekleri hizmetin çeşitliliği doğru orantılı olarak artacak.

Solunum Terapisti (Respiratory Therapist )

Atmosferin yapısı, eskiden olduğu kadar sağlıklı değil. Endüstrinin ve sanayileşmenin yarattığı hava kirliliği, otoban ağları ile örülmüş büyük şehirler ve modern hayatın vücüdumuza yüklediği stres, astım gibi önemli solunum problemlerinin başlıca nedenlerini oluşturuyor. Bu şartlar altında Amerika Birleşik Devletleri’nin İş ve İşçi Bulma Kurumu (U.S. Bureau of Labor) tarafından yayınlanan istatistik raporu kimse için şaşırtıcı olmasa gerek;

Solunum Terapistleri çok fazla rağbet görüyor.

Teknisyenden pratisyene kadar tüm aşamalarda ihtiyaç duyulan ve solunum problemleri, hayat kalitesi ve alerji ile mücadelede önemli bir yeri olan Solunum Terapistlerinin gelecekteki yeri çok parlak.

Biyoinformasyon (Bioinformatician)

‘Bioinformatics’; Moleküler Biyoloji alanında bilgi teknolojileri ve bilgisayar mühendisliğinden yararlanan bir uygulama dalı.

Moleküler biyolojinin ilgilendiği alanlarda yapılan her keşif; bir Bioinformatist’in analiz etmesi, haritalandırması ve 3 boyutlu modellemeler yaratarak DNA ve protein yapısını incelemesi için yeni bir proje anlamına geliyor. Bu alanda yapılan tüm araştırmalar genetik alanında yapılan çalışmaları desteklemesi açısından hayati öneme sahip.

Moleküler Biyoloji bilim dalının ortaya çıkardığı yeni gelişmeler ışığında depolanan verinin algoritmik hesaplamaları, sınıflandırılması, işlenmesi ve istatistiki olarak derlenmesi için Bioinformatist’in yardımına ihtiyaç duyuluyor. Bu veriler doğrultusunda çözülecek problemler, oluşturulacak teoriler ve yapılacak analizler sonucunda umuyoruz ki genetik; büyük oranda çözülmeyi bekleyen bir muamma olmaktan çıkarak insan hayatını kolaylaştırmak ve geliştirmek üzere yönlendirilebilecek.

Kök Hücre Araştırmacısı (Stem Cell Researcher)

Kök hücre araştırmaları kamuoyundaki bilinirliği yaygınlaştığından beri, süreçleri ve etik sınırları açısından tartışılmaya devam edilen bir konu olsa da değişmeyecek olan tek bir gerçek var ki; geri dönüşü olmayan bir aşamayı geçmiş genç bir bilim dalı olarak geleceği şekillendirmeye devam ediyor.

Alzheimer, Parkinson, Lösemi, Kanser, Sinir Sistemi ve Kalp Hastalıklarının tedavisinde kullanılabilmesi için yoğun çalışmalar yürütülen Kök Hücre araştırmaları; bu hücrelerin sadece insan embryo'sundan ve fetal dokulardan elde edilebilir olması sebebiyle din adamlarını, politikacıları ve toplumun muhafazakar kesimini rahatsız etmiş, ABD’de uzun süreli tartışmalar yaşanmıştı.

Fakat bilim yine de gelişmeye ve insan hayatını iyileştirmek için yürütülen çalışmalara temel olmaya neyse ki devam etti.

2004 yılından beri süren araştırmalar gösterdi ki; yalnızca embriyodan değil kemik iliğinden sağlanan kök hücreler ile de –daha az etkin olmasına rağmen- olumlu sonuçlar elde edilebiliyor.

Muhafazakarlar neye karşı çıkıyor?

Yeni bir embriyonun yeni bir hayat olduğunu söyleyerek, etik açıdan kürtaja karşı çıktıkları gibi yok etmek üzere yeni bir embriyonun üretilmesine de itiraz ediyorlar.

Neyseki yeni gelişmeler sayesinde kök hücre elde edilebilmesi için, yeni bir embriyo üretilmesine gerek kalmadı. Mevcut kök hücreler kullanılarak kişiden elde edilen deri hücresi yeniden programlanıp yeni ve genç kök hücre üretimi başarıyla sağlanabiliyor.

Bu yalnızca yurt dışında uygulanan birşey değil. Araştırmaların temeli yurtdışında atılmış olsa da Türkiye’de bu alanda önemli gelişmeler oluyor.

Örneğin; 2004 yılında şeker hastalığı yüzünden ayağını kaybetme tehlikesi olan bir hastaya Gaziantep SSK'nın girişimi ve Hollandalıların katkısıyla kök hücre nakledildi ve kök hücre, hastanın ayağını kesilmekten kurtardı.

Biri Hollandalı 12 kişilik ekip, hastanın kan dolaşımı durmuş ayağına, kemik iliğinden alınıp Hollanda'da ayrıştırılan kök hücre nakletti.

Günümüzde ise kemik iliğinden alınan kök hücrenin ayrıştırılabilmesi için örneklerin yurt dışına gönderilmesine gerek kalmıyor. Bu işlem Türkiye’de de gerçekleştirilebiliyor.

Bu alanda yaşanan en son gelişme yine ABD’den geldi;

Başkan Obama 10 yıl süren bekleyişin sonunda 13 yeni embriyonik kök hücre dizisini tıp araştırmalarında kullanılmak üzere onayladı. 2000’li yılların başından itibaren araştırmacılar; yalnızca izin verilen ve önceden onaylanmış 60 kök hücre dizisi ile çalışabiliyordu.

Yapay Organ / Implant Tasarımcısı (Custom Implant Organ Designer)

Kök Hücre çalışmaları ile benzer bir seyirde ilerleyen yapay organ araştırmaları, nanoteknolojinin ve moleküler biyolojideki gelişmelerin ışığında her geçen gün daha uygulanabilir ve maddi açıdan karşılanabilir hale gelmeye devam ediyor.

2007’de İsrailli bilim adamları gerçek bir kalbin tüm özelliklerini taşıyan minyatür bir kalp üretti. Kan damarlarına sahip ve gerçek bir kalp gibi atabilen minyatür kalp dokusunun üretilmesinin, gelecekte, kalp krizi geçiren ve kalbi zarar gören binlerce hastanın tedavisinde kullanılabileceği ileri sürülmüştü.

Araştırmada, biyoteliyal ve fibroblast kalp hücreleri, bakterilerin gelişimini engelleyen özel bir sünger üzerine yerleştirilmiş ve bu dokunun kalbe enjekte edilmesiyle kalp krizi sonucu kalbi hasar gören hastaların tedavi edilebileceğini gösteren bulgular elde edilmişti.

Tıp tarihindeki ilk yapay organ nakli 2006’ta ABD Boston’da bir çocuk hastanesinde gerçekleştirilirken günümüzde bu alandaki gelişmeler hızla ilerlemeye devam ediyor.

Birçok insana bilimkurgu filmlerinden fırlamış gibi görünen düşünceler hızla gerçek olmaya başladı bile.

Masaj Terapisti (Massage Therapist)

Modern çağın en büyük problemlerinden ikisi; stres ve hareketsizlik.

Plaza hayatı, kübik ofisler, bilgisayar başında sabitlenmiş işler, iş yetiştirme süreçleri, ekonomik zorluklar ve stres; eğitimli masaj terapistlerine duyulan ihtiyacı arttırdı. Giderek endüstrileşen bu meslek, gelecek 10 yılın en çok rağbet gören ve en çok ihtiyaç duyulan ilk 10 iş kolundan biri olarak görülüyor.

Hemşire (Nurse)

Türkiye’de üniversitelerin hemşirelik ile ilgili lisans eğitimi veren fakülte ve yüksek okullarından mezun olan ve diplomaları Sağlık Bakanlığınca tescil edilenler ile öğrenimlerini yurt dışında hemşirelik ile ilgili, Devlet tarafından tanınan bir okulda tamamlayarak denklikleri onaylanan ve diplomaları Sağlık Bakanlığınca tescil edilenlere Hemşire unvanı verilir.

2008’de Sağlık Bakanlığı’nca yapılan bir açıklamaya göre Türkiye'nin yılda 20 bin hemşire yetiştirmeye ihtiyacı var; "Gelişmiş AB ülkelerinde her 100 bin kişiye 730-740 hemşire düşerken Türkiye'de ise her 100 bin kişiye 130 hemşire düşüyor.”

2009’da bu alandaki açık sayısı azalacağına artmaya devam etti;

“Ali Kabaş, Türkiye’deki hemşire sayısının, Avrupa ülkelerinde 100 bin kişiye düşen hemşire ortalamasının en az 7 kat altında kaldığına dikkat çekerek sağlıklı çalışma koşulları ve hizmet kalitesinin artması için hemşire istihdamının artırılmasının şart olduğunu, hastanelerdeki fazla iş yükünün hafifletilmesi için ivedilikle personel ihtiyacının karşılanması gerektiğini söyledi.”

Dünyada da her an ihtiyaç duyulan ve profesyonel bir eğitim sürecinden geçirilerek hastanelere, sağlık kuruluşlarına ve bakım evlerine atanan hemşireler; gelecek 20 yılın en elzem mesleklerinden birine sahip olmaya devam edecek.

Evde Bakım Asistanı (Home Health Care Aide)

Gelir düzeyi yüksek ülkelerdeki ortalama ömür süresi kadın ya da erkek fark etmeksizin uzamaya ve bu nüfusun evde sağlanacak bakım hizmetine duyduğu ihtiyaç da doğru orantılı olarak artmaya devam ediyor. Yalnızca yaşlılar değil, sürekli / kesintisiz bakım ihtiyacı duyan hastaların bakımı da bu kapsama alınabilir.

Özel merkezlerin yanında devlet tarafından da bakım hizmeti sağlananabilen Türkiye’de bu alandaki hizmetlere yönelik özel koşullar belirlenmiş durumda.

Evde Bakım Hizmetini düzenleyen “yasal ilkeler”e bir göz atacak olursak, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu'nun ek 7'nci maddesine göre;

“Her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamı esas alınmak suretiyle; kendilerine ait veya bakmakla yükümlü olduğu birey sayısına göre kendilerine düşen ortalama aylık gelir tutarı bir aylık net asgari ücret tutarının 2/3'ünden daha az olan bakıma muhtaç özürlülere, resmi veya özel bakım merkezlerinde ya da ikametgâhlarında bakım hizmeti verilmesi sağlanır. Bakıma muhtaç özürlülere sunulacak bakım hizmetinin karşılığı olarak belirlenecek kişi başına aylık bakım ücreti tutarı, iki aylık net asgari ücretten fazla olamaz./ Bakıma muhtaç özürlülerden Kurumca ve diğer resmi kurumlarca bakılanlar dışında kalanlara ilişkin bakım ücreti, bu amaçla Kurum bütçesine konulacak ödeneklerden karşılanır...”

Evde Sağlık Bakımı Hizmetleri, ameliyat sonrası bakım gereksinimi olanlardan uzun süreli bakıma ihtiyacı olan hasta ve yaşlılara, yeni doğum yapan annelerden tedavisi evde de sürdürülebilecek hastalara, kısa süreli hemşirelik hizmetlerine gereksinim duyanlardan, aşılama ve laboratuvar tetkikleri gibi hizmetleri evinde veya işyerinde almak isteyenlere kadar çok geniş bir yelpazede ihtiyaç sahiplerine hitap etmektedir. Evde Sağlık Bakımı Hizmetleri alanlar arasında en büyük çoğunluğu oluşturan gruplar aşağıda sıralanmıştır.

* Ameliyat sonrası bakım ihtiyacı olanlar

* Ortopedi ve Travmatoloji hastaları

* Kalp, Damar ve Hipertansiyon hastaları

* Hemipleji (Felçli) hastaları

* Onkoloji (Kanser) hastaları

* Akciğer ve Solunum hastaları

* Diabet hastaları

* Nöroloji hastaları

* Oksijen tedavisine ihtiyacı olan diğer hastalar

* Yeni doğum yapan anne ve bebekleri

* Bakım ihtiyacı olan yaşlılar ve özürlüler

* Yara bakımı, enjeksiyon, infüzyon ve diğer kısa süreli hemşirelik hizmetlerine ihtiyaç duyanlar

* Grip, Hepatit-B, Zatüre gibi hastalıklardan korunmak için aşılanmak isteyenler

* Laboratuvar tetkik ve test hizmetlerine ihtiyacı olanlar

* Evinde her türlü medikal ekipman ihtiyacı olanlar vb.

Evde bakım, sağlık hizmetlerinde kalite artışı getirmektedir. Sağlık bilinçlenmesini artırmaya da katkı sağlamaktadır.

Eczacı (Pharmacist)

Hiç ölmeyen bir klasik. Her ne kadar son günlerde Türkiye’deki Eczaneler ve Sağlık Bakanlığı arasında süregelen anlaşmazlıklar, eczacılığı ‘ideal meslek’ kavramından uzaklaştırmış gibi görünse de önümüzdeki 20 yılı düşündüğümüzde bu hiç de böyle değil.

Sizin de fark edeceğiniz üzere ‘Geleceğin Meslekleri’ listesinde ilk 10’a damgasını vurmuş sağlık sektöründeki gelişmeler; arz / talep dengesini bu meslekleri icra edenler lehine çeviriyor. Yine ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, son yıllarda sayıca artış gösteren Eczanelerin daha iyi hizmet verebilmesi için iyi eğitimli ve donanımlı eczacılara oldukça fazla ihtiyaç duyuluyor.

Eczacılık ülkemizde ‘yalnızca ilaç ticareti’ olarak algılansa da aslında sentetik, yarı sentetik veya biyolojik kökenli ilaç hammaddelerinin elde edilmesi, fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin incelenmesi, değerlendirilmesi, kaliteli ilaç üretimi ve ilaçların saklanması, kullanılması gibi konularla da ilgilenen son derece önemli bir meslektir. ‘Ezcane açmak’ bu döngünün yalnızca tedarik ve satış sürecini oluşturur.

Avrupa’da yapılan araştırmalara göre ilaç firmalarında istihdam edilmek istenecek eczacı sayısının önümüzdeki 10 yılda %30 artış göstermesi bekleniyor.

Marketlerde ilaç satılması nasıl bir uygulama ve Eczacılar bundan nasıl etkilenecek?

İlaçların marketlerde satılması yeni birşey değil. Örneğin ABD'de ilaçlar marketlerde satılıyor ve bu nedenle, hatalı ilaç kullanımından hayatını kaybedenler sayısı bakımından ABD, listenin ilk sırasında yer alıyor.

Almanya’da da vitamin, öksürük şurubu, pastil gibi reçetesiz ilaçlar rahatlıkla marketlerde satılabilmektedir.

Özellikle ABD’de ilaç; reklamı serbest olan ticari bir mal olarak algılanır. 2009 itibarı ile kişi başına düşen en fazla ilaç harcaması 680 Amerikan Doları ile ABD'de yaşayanlara aittir.Türkiye'de ise bu rakam 68 Amerikan Dolarıdır.

Türkiye’de de bu uygulamaya geçilirse Eczanelerin toplam kazanç pastasındaki payı düşecek ve bilinçsiz ilaç kullanımı mutlak oranda artacaktır.